Kadının toplumsal etiketleri resmi kanunlarda erkeğe bağlı bir koşullanma ile belirlenmiştir. Kadının erkeğe tabi olma durumu, sadece gelenekçi toplumlara özgü değildir, modern devlet yasalarında da bu durum meşrulaştırılmıştır. Kadına çağdaş değerler çerçevesinde verilen her hak, bir imtiyaz olarak düşünülmüştür. Bunun yanı sıra, gelenekçi toplumların kadın erkek ilişkisinin dayandığı temel kültürel alışkanlıklar aşılmamıştır.

Modernizm, toplumsal biçimlerin her ne kadar çağdaşlaştırılması olsa da temel kültürel alışkanlıkların da rasyonelleştirilmesidir. Modernizm ve yasaları hiçbir zaman kültürel biçimlerin özünü değiştirmemiştir. Bu nedenle geleneksel anlamdaki, kadın erkek çelişkisi olduğu gibi günümüze kadar taşınmıştır. Modern yasalar, geleneğin rasyonelleşmesidir; kadının erkeğe rasyonel ve seküler bağlamda tabi olmasını meşrulaştırmıştır.

Kadının erkeğin soyuna dahil edilmesi, soyun erkeğin kanından devam etmesi zamanımızın en önemli özgürlük paradoksudur. Bu çalışmanın amacı kadın erkek çelişkisinin yasal çerçevesindeki meşruiyetine eleştirel bir göndermedir. Kadın evliliğiyle birlikte soy isim değişikliği nedeniyle imzasını, ailesini ve hatta “eş durumuna” bağlı olarak yerini de değiştirmek zorundadır. Bu çalışmada üç faklı kimlikle erkekle olan meşru bağına gönderme yapılmıştır.

Adımız, soyadımız kimlikte ne olursa olsun, gerçek olan bu değil…